Javascript is currently disabled. This site requires Javascript to function correctly. Please enable Javascript in your browser!
Yeni doğan ve tedavi olan hastaların sağlığı konusunda son derece hassas davranan Özel Konya Anıt Hastanesi, hastaların mutluluğuyla mutlu olmayı sürdürüyor.
Özel Konya Anıt Hastanesi 14Mart Tıp Bayramı kapsamında hastanelerinde 1 yıl önce dünyaya gelen çocuklar için emekleme yarışması düzenledi.
Kule Site Alışveriş Merkezi’nde düzenlenen yarışmaya katılan bebeklerin aileleri yoğun katılım gösterirken Anıt Hastanesi İcra Kurulu Başkanı Op. Dr. Cemil Er ve hastanenin Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Jule Esen hastanede dünyaya gelen bebeklere destek olmak amacıyla organizasyona eşlik etti. Yarışmayı keyifle takip eden, Anıt Hastanesi İcra Kurulu Başkanı Op. Dr. Cemil Er,”hastanemizde dünyaya gelen miniklerle büyük bir aile olduk. Geçen sene doğan çocuklarımız şimdi bize keyifli anlar yaşatıyor. Doktorluğun en güzel yanı da yepyeni hayatların doğuşuna, insanlarımızın sağlığına kavuşmasına şahit olmaktır. Tüm hastane ekibi olarak vatandaşımızın mutluluğuyla mutlu oluyoruz. Bu organizasyon hepimiz için ve çocuklar için güzel bir anı olacak.14 Mart Tıp Bayramında doktorların yaşayacağı en güzel mutluluk bu anı yaşamış olmaktır. Hepimiz hastanemizde hayat bulan bebeklerin bu heyecanına ortak olduk. Ben tüm doktorların ve sağlık çalışanlarının tıp bayramını kutluyorum, herkese sağlık diliyorum” dedi.
Organizasyona katılan bebekler yarışmada sergiledikleri sempatik tavırlarla izleyicilere eğlenceli dakikalar yaşattı. Yarışmanın sonunda dereceye giren ilk üç bebeğe altın yarışmaya katılan diğer bebeklere ise oyuncak hediye edildi.
En iyi yatırımın kaliteye ve personele yapılan yatırım olduğunun bilincinde olan Özel Konya Anıt Hastanesi, TSE-ISO-EN 9000 Kalite Yönetim Sistem belgesinden sonra, 2 kalite belgesi daha alarak hastanesinin kalitesini arttırmak için yeni yatırımlar yaptı.
TSE-İSG-OHSAS TS 18001 İş Sağlığı ve güvenliği Yönetim Sistemi ve Ç-E TSE-İSO-EN 14000 Çevre Yönetim Sistemi belgelerini Konya’da ilk alan özel hastane olan Anıt Hastanesi ayrıca; Sağlık Bakanlığı tarafından da Bebek Dostu Hastane seçildi.
TS 18001(OHSAS) İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi Anıt Hastanesine, tüm çalışanlarını, iş ortaklarını ve çalışma alanındaki diğer insanları etkileyecek tehlikeleri, daha başlangıç aşamasında kontrol edip, izleyerek, gerekli düzenlemeleri yapma ve mümkün olan her türlü korumayı sağlama imkanı tanıyor. Anıt Hastanesi, TS 18001 belgesini alarak ‘Önce İnsan ‘ilkesine verdiği önemi de kanıtladı.
Ç-E TSE-İSO-EN 14000 Çevre Yönetim Sistemi, çevre kirliliğinin kaynaktan başlayarak kontrol altına alınması ve azaltılması, maliyet kontrolünün yapılması, verimliliğin arttırılması gibi avantajlar sunuyor. Ç-E TSE-İSO-EN 14000 belgesine sahip olan Özel Konya Anıt Hastanesi “Yaşam Dostu” olduğunu çevreye verdiği önemle bir kez daha vurguladı.
Hastanelerde her gün onlarca çocuk dünyaya geliyor. Bu çocukların sağlıklı bir nesil oluşturulması için onların doğru beslenmesi özellikle anne sütünün en az 6 ay verilmesi gerekiyor. Bu konuda Anıt Hastanesi insan sağlığına dost olmayı ana ilkesi kabul ettiği için bebeğin sağlıklı yetişmesi adına üzerine düşen tüm görevleri yerine getiriyor. Bu sebeple de Sağlık Bakanlığı tarafından Anıt Hastanesi Bebek Dostu Hastane seçildi.
Özel Konya Anıt Hastanesi 3 yeni belge alarak kalite alanındaki çalışmalarını taçlandırırken, belge takdim törenini çok sayıda davetlinin katılımıyla Konya Mevlana Bera Otel’de gerçekleştirdi.
Yaklaşık 6 yıldır sağlık sektöründe hizmet veren Özel Konya Anıt Hastanesi, insan sağlığına verdiği değer çerçevesinde güler yüzlü ve modern sağlık hizmeti vermeyi öncelikli ilke olarak gerçekleştirdi. Hastalarının ve personelinin mutluluğuyla mutlu olan Anıt Hastanesi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde de personelini ve hastalarını unutmadı.
Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği “Şu yeryüzünde gördüğünüz her şey kadının eseridir” sözünde belirtilen kadınların değeri Anıt Hastanesi’nin de vurgu yaptığı önemli bir noktadır. Kadının her şeyden önce bir anne olduğuna ve değer görmeyi hakkettiğine vurgu yapan Özel Konya Anıt Hastanesi yönetiminden, İcra Kurulu Başkanı Op. Dr. Cemil Er ve Mesul Müdür Op. Dr. Zihni Güney hastane müdürüne ve hemşirelik hizmetleri müdürüne çiçek takdim ederken, Hastane Müdürü Hasibe Gümüş, İletişim Koordinatörü Sevgi Uslu Üçer ve Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Sevil Tekaslan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bayan doktorların, hemşirelerin, hastane çalışanlarının ve yatan hastaların kadınlar gününü karanfil hediye ederek kutladı. Hatırlanmaktan ve böyle bir organizasyondan son derece memnun olan bayan doktor, hasta ve çalışanlar mutluluklarıyla Anıt Hastanesini yine mutlu etti.
Ülkemizde her 5 kişiden 1’inde görülen reflü rahatsızlığının bilinen en etkili yöntemi olan Laparoskopik Cerrahi, Anıt Hastanesi’nde de uygulanıyor. Hastaları uyutarak endoskopik muayeneden geçiren uzman cerrahlar, geceleri uyuyamayan, yemek yemek kendileri için işkenceye dönüşen reflü hastalarının sorunlarına çözüm üretiyor.
Op. Dr. Cemil Er koordinatörlüğünde Prof.Dr. Yüksel Tatkan, Op.Dr. Mustafa Yiğit, Op.Dr. Zihni Güney ve Uzm.Dr. Ahmet Tunç’un katılımıyla oluşturulan Reflü Çalışma Grubu, reflü hastalığının tespiti, ameliyattan önce gereken ilaç tedavisinin uygulanması, hastanın ameliyata hazırlanması ve diyet uygulamaları konusunda çalışmalar yapmaktadır. Kapalı reflü ameliyatı geçiren hastalar 6 saat sonra normal beslenmelerine başlayabilir ve ameliyattan 1 gün sonra da taburcu edilebilir.
Anıt Hastanesi İcra Kurulu Başkanı Op. Dr. Cemil Er reflüyü anlattı ;
REFLÜ NEDİR?
Reflü mide içerisindeki asitli ve safralı sıvının yemek borusuna kaçmasıdır. Bunun nedeni ise; yemek borusu ve mide arasındaki geçişi düzenleyen kapak sisteminin, karın boşluğundan göğüs boşluğuna kayması sonucu bu kapakçığın görevini tam olarak yerine getirmemesidir.
Mide içerisinde bulunan asit ve safra normal şartlarda yemek borusuna kaçmaz çünkü yemek borusu ile midenin birleştiği noktada bulunan kapakçık sistemi, yemek borusundan gelen yiyeceklerin mideye geçişine müsaade ederken; mide içerisindeki asit ve yiyeceklerin de yemek borusuna geçişini engeller. Bu kapakçık sayesinde asit ve safraya karşı dayanıksız bir yapıda olan yemek borusunun iç döşemesi tahrip olmaktan kurtulur. Bu kapakçık sisteminin yetersizlik göstermesi durumunda mide içeriği yemek borusuna kaçar bu duruma da gastro ezofageal reflü hastalığı denir.
REFLÜ NASIL OLUŞUR?
İnsan vücudunda yemek borusu ile midenin birleştiği noktada yer alan bir kapakçık sistemi bulunur, bu sistem mide içerisindeki asit ve safranın yemek borusuna geçişini engeller. Reflünün en önemli nedeni bu kapakçık sisteminin yetersiz olması veya halk arasında mide fıtığı olarak bilinen kapak sisteminin karın boşluğundan göğüs boşluğuna kayması sonucu görevinin yerine getirememesi sebebiyle gelişir.
BELİRTİLERİ NELERDİR?
Üst mide bölgesinden başlayan ve göğüs kafesinin orta hattı boyunca yayılabilen yanma, en tipik şikayettir. Ekşime ve mide içeriğinin ağza doğru gelmesi, boğaz ağrısı, ses kısıklığı ve öksürük reflü belirtileridir. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde geceleri mide içeriğinin solunum yoluna kaçması ve mideden gelen asit, safra sebebiyle uykudan ani uyanmalar olabilir. Yapılan bilimsel çalışmalar kalp yetmezliği kadar reflünün de insanların yaşam kalitesini düşürdüğü ortaya çıkmaktadır.
TEDAVİ
Reflü hastalarının az miktarda yemesi ve özellikle tok karına yatmamaları gerekiyor. Reflüsü olanlar, yağlı yemek, çiğ sebze, meyve (özellikle domates soğan,narenciye), salçalı yemek, çay, kahve, asitli içecekler, sucuk, salam, sosis, mayalı hamur işleri ve özellikle alkolden uzak durmalıdır. Reflü hastaları 30 derece eğimli yataklarda mümkün olduğunca sol tarafına dönerek yatmalıdırlar. Dar kıyafetler giyilmemeli ve ağır sporlar yapılmamalıdır.
Medikal tedavide mide asit düzeyini düşüren Proton pompa inhibitörleri (omeprol, lansor, prosec, Nexium vb.) kullanılır. Medikal tedavi asit düzeyi düşük mide sıvısı yemek borusuna kaçtığı için rahatsızlanan hastalarda etkin sonuç vermektedir. Mide kapakçığı tam anlamıyla görev yapmayan hastalarda cerrahi tedavi uygulanmalıdır. İlaç tedavisi gören hastaların şikayetleri, kapak yetmezliğiyle doğru orantılı olarak artmaktadır. Hastalığın temel sebebi olan kapakçık sistemi düzeltilmediği sürece ömür boyu ilaç kullanılmak zorunda kalınacaktır.
Laparoskopik cerrahi, reflü için bilinen kesin çözümdür. Endoskopik muayene ile yemek borusunun içi, mide ve yemek borusu bileşkesi doğrudan görülerek reflü hastalığı teşhis edilir. Reflü tedavisinde kesin ve kalıcı sonuçları bilinen tek tedavi yöntemi olan Laparoskopik cerrahi uygulanır. Laparoskopik cerrahi, sürekli ilaç kullanan, ilacı kesince şikayetleri tekrarlanan, ilaca rağmen yemek borusundaki yaraları iyileşmeyen ya da ilaç kesilir kesilmez yaraları tekrar açılan, yemek borusunda ileri safhada hücresel değişiklikler gelişen kişilerde etkin bir tedavi yöntemidir. Reflü ameliyatı geçiren hasta 5-6 saat sonra normal yollardan beslenmeye başlayabilir ve hasta 1 gün hastanede kaldıktan sonra taburcu edilebilir. Hastaların ameliyat sonrasında yaptığı gıda rejimlerine ve sosyal tedbirlere gerek kalmaz. Reflü operasyonlarında, alanında uzman cerrahların ameliyatı yapması ile %90 ve üzeri başarı elde edilmektedir.
ENDOSKOPİDEN KORKULMAMALI
Endoskopik muayene ile yemek borusunun içi, mide ve yemek borusu bileşkesi doğrudan görülerek değerlendirilir. Endoskopide yemek borusunda mideden gelen asit ve safranın açtığı yaralar, ülserler görülebilir. Endoskopi, ağızdan yutturulan bir boru ile yemek borusu ve midenin detaylıca incelenmesi işlemidir. Bu işlemden hastaların artık korkmaması gerekiyor çünkü işlem, hasta uyutularak 5-6 dakika içerisinde gerçekleştiriliyor. Hasta bu sayede hiçbir şey hissetmiyor. Endoskopi sayesinde reflüye bağlı oluşan yaraları reflüye yol açan mide fıtığını kesin olarak görebiliyoruz. Ayrıca endoskopi yemek borusunun alt ucundan parça alınmasını sağladığı için kanser öncesi durumlar tespit edilebiliyor. Endoskopi işlemi ile reflü bulgusuna rastlanmaması durumunda, hastanın yemek borusunun içine incecik bir kateter yerleştirilip yutma borusunun alt ucundaki asidite miktarının ölçülmesi anlamına gelen PH metre gerekebiliyor.
REFLÜDE KANSER RİSKİ VARDIR
Reflü hastalığı ile yemek borusunun alt ucunda oluşabilen kanser arasında ilişki vardır. Yemek borusunda bulunan hücreler, asit ve safranın yaptığı tahribattan korunmak için, asit ve safraya dayanıklı olan midedeki hücreler gibi olmaya çalışırlar yani taklit ederler. Bu taklit eden hücrelere “Baret” denir. Baret hücrelerinde meydana gelen değişiklikler sonrası, kanser öncesi oluşan “displazi” hücreleri ortaya çıkar. Reflü hastalarının % 10’unda Baret ozefagus hücreleri oluşur. Yani reflüde kanser riski vardır.
REFLÜ NİÇİN GÜNDEMDE?
Tıp dünyası reflü hastalığının, günümüzde gelişen tanı ve klinik muayene yöntemleri ile en yaygın hastalık olduğunu ortaya koymuştur. Ülkemizde yapılan ön çalışmalar batı ülkelerinde olduğu gibi her 5 kişiden birinde reflü olduğunu göstermektedir. Bu oranın sayısal göstergesi ülkemizde 10 milyona yakın reflü hastası olduğudur. Maalesef reflü hastalığı son yıllara kadar bazı doktorların yüzeysel muayenesi sebebiyle, gastrit teşhisi konularak tedavisiz bırakılmıştır. Hemen hemen mide bölgesinde rahatsızlığı olan herkese detaylı bir tetkik yapılmadan gastrit teşhisi konulmuştur. Dolayısıyla reflü hastalığı kesin tedaviye kavuşturulmadığı için günümüze kadar ilerleyerek gelmiştir.
Personel ve hastalarının mutluluğunu her zaman ön planda tutan Özel Konya Anıt Hastanesi, çalışanlarına tatil hediye ederek idari personellerinin yüzünü güldürdü. Anıt Hastanesi yüksek performansla çalışan idari personel ekibinin özverisini ödüllendirmek, motivasyonlarını arttırarak daha güzel başarılara imza atmalarına destek olmak amacıyla 23-24 Nisan 2011 tarihleri arasında Antalya’da 5 yıldızlı bir otelde tatil organize etti. Tatilde doyasıya eğlenen ve yoğun çalışma temposunun tadını çıkaran Anıt Hastanesi personelleri, mutlu bir hafta sonu geçirdi. Performanslarından ötürü tatille ödüllendirilen personeller, motivasyonlarının arttığını bundan sonraki proje ve çalışmalarının daha profesyonel olması için çaba sarf edeceklerini söylediler.
Personele destek olmak amacıyla, Anıt Hastanesi İcra Kurulu Başkanı Op. Dr. Cemil Er ve Hastane Müdürü Hasibe Gümüş de tatil organizasyonuna eşlik etti. Silence Beach Resort Otel’de gerçekleşen tatil programına katılan Op. Dr. Cemil Er, personellerle akşam yemeğinde bir araya gelerek kendileriyle sohbet etti ve personelleri başarılı çalışmalarından dolayı tebrik etti. Başarıların ödüllendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Anıt Hastanesi İcra Kurulu Başkanı Op. Dr. Cemil Er, Anıt Hastanesinin büyük bir aile olduğunu ve 6 yıl gibi kısa bir sürede çok büyük yol kat ettiğini söyledi. Er, Anıt Hastanesi’nin hızlı yükselişinde ekip çalışmasının büyük bir etkisi olduğunu ifade etti. Bundan sonrada performans odaklı bir ekip çalışması yürüteceklerini kaydeden Er, hastanede görev alan tüm herkesin başarılarını ödüllendireceklerini belirtti.
Silence Beach Resort Otel’de doyasıya eğlenen Anıt Hastanesi ekibi, Antalya’nın tarihi yerlerine düzenlenen tur organizasyonunda da keyifli dakikalar geçirdi.
Sağlık sektörüne Konya Cerrahi Hastanesi adı altında adım atan Özel Konya Anıt Hastanesi yaklaşık 5 yıldır yükselen bir ivmeyle çalışmalarını sürdürüyor. Modern teknoloji ile hizmet kalitesini arttıran Anıt Hastanesi uzman kadrosunu genişleterek, Konya'nın en güvenilir ve en kapsamlı sağlık kuruluşu olmayı hedefliyor. Anıt Hastanesi ile sağlık alanında faaliyet gösteren Cerrahi A.Ş. eğitim ve inşaat sektöründe de hizmete başladı.
UZMAN KADRO ve MODERN TIBBİ BİRİMLER
15 uzman ve 2 pratisyen olmak üzere 17 hekim ve diğer birimlerde çalışan yaklaşık 100 personel ile profesyonel sağlık kuralları çerçevesinde sağlık hizmeti veren Anıt Hastanesi, sürekli gelişen kadrosu ve hizmet anlayışıyla başarı çıtasını yükseltiyor. Anıt Hastanesi, Radyoloji, Ameliyathane, Cerrahi Yoğun Bakım, Dahili Yoğun Bakım, Yenidoğan Yoğun Bakım, Doğumhane, Endoskopi, Taşkırma (ESWL) tanı bölümlerinden oluşan 8 ünite ve Dahiliye, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Genel Cerrahi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Göz Hastalıları, Ortopedi ve Travmatoloji, Üroloji, Kulak Burun Boğaz, Nöroloji ve Acil bölümünden oluşan 10 modern tedavi birimi ile insan sağlığına verdiği değer çerçevesinde görevini en iyi şekilde yerine getirmektedir.
AMAÇ: KALİTE
Tıbbi birimleri ve idari kadrosuyla medula entegrasyonunu ilk sağlayan hastane olma özelliği taşıyan Anıt Hastanesi, ISO belgesi de alarak kalitesini tescillemiştir. Kurulduğu günden beri kalitesini en üst seviyeye taşımak için üstün bir performans sergileyen Anıt Hastanesi, hastalarına en iyi sağlık hizmetini en düşük maliyetlerle ulaştırmak, verilen hizmeti modern tıbbi cihazlarla desteklemek, çalışan personelin ekip çalışmasını en üst seviyeye çıkartmak, hasta ve hasta yakınlarının memnuniyetini sağlamak amacıyla mevcut yapılanmasını sürekli geliştiriyor.
6 BİN 780 AMELİYAT, 51 BİN 745 HASTA HİZMETİ
Anıt Hastanesi özel ve resmi kurum (SGK, Emekli Sandığı, Bağ-Kur, Devlet Memurları) mensubu hastalara sağlık hizmeti verme yelpazesini genişletme amacı doğrultusunda: TBMM, özel ve resmi bankaların yanı sıra, Anadolu Sigorta, Güven Hayat, Axa Oyak, Remed Asisstance, Agis, Akan Express-Euro Center-İnterPartner Asisstance, S.O.S.-BKK Aktiv-Marm gibi birçok özel sigortaya sahip hastalara özel hastane kalitesi ve titizliğiyle hizmet ulaştırmaktadır.
Konya ve çevresinde en çok tercih edilen hastaneler arasında yer alan Anıt Hastanesi 2010 yılı içerisinde 6 bin 780 ameliyat gerçekleştirirken, 51 bin 745 poliklinik hastasına hizmet verdi. Bu rakamlarla kalite ve başarısını bir kez daha kanıtlayan Anıt Hastanesi, tüm Türkiye'ye hizmet ulaştıracak bir sağlık kompleksi kurmayı planlamaktadır.
Cerrahi A.Ş. Anıt Hastanesi'nden sonra eğitim ve inşaat sektöründe de faaliyete başladı.
TURKUAZ İŞ MERKEZİ
Cerrahi A.Ş. Anıt Hastanesi ile adım attığı sağlık sektörünün ardından şimdi de eğitim ve inşaat sektöründe hizmete başladı. Estetik mimari yapısı, modern çizgisi ve ergonomik çalışma ortamıyla Konya'nın yeni cazibe merkezi adayı olan Turkuaz İş Merkezi'nin yapım aşaması, 2010 yılı Aralık ayı itibari ile tamamlanıyor. Cerrahi A.Ş.'nin inşaat sektöründeki ilk projesi olan Turkuaz İş Merkezi inşaatı aynı zamanda yapılan ekstra maliyet analizleri ile sosyal sorumluluk projesi olma özelliği taşıyor. İnşaatında birinci sınıf kalite yani A kalite yapı ürünleri daha doğrusu marka değeri olan A kalite ürünlerin kullanılması tercih edilen Turkuaz İş Merkezi, inşaat sektörünün örnek yapıları arasında yer alacağının sinyallerini veriyor. İçerisinde, market, banka, sağlık birimi, restoran, kitap evi gibi birçok farklı mağaza zincirinin yer alacağı Turkuaz İş Merkezi modern ve ergonomik yapısı ile şimdiden cazibe noktası olacağını gözler önüne seriyor. İnşaatı 1 yıldan daha kısa sürede tamamlanan Turkuaz İş Merkezi, Cerrahi A.Ş.'nin inşaat sektöründeki başarı iddiasının en iyi örneği olmaya hazır.
ESENTEPE İLKÖĞRETİM OKULU
10 yıllık birikime sahip Özel Esentepe İlköğretim Okulu'nu 2010 Eylül ayı itibari ile bünyesine geçiren Cerrahi A.Ş, Cumhuriyet'in 100. yılı olan 2023 şeref yılında, Türkiye'nin, ‘dünyanın en büyük 10 ekonomisi içerisinde yer alma ve 500 milyar dolar ihracat yapma hedefine’ katkı sağlayacak gençler yetiştirmeyi amaçlıyor.
604 öğrenciye eğitim veren Esentepe İlköğretim Okulu, 70'e yakın personeli ile okulun başarı oranı grafiğini sürekli yükseltmeyi amaçlıyor. 2009-2010 öğretim yılında Esentepe İlköğretim Okulu, SBS'de 100'de yüzlük bir başarı elde ederek dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.Kitlesel başarıda 2007-2008 öğretim yılında ise Türkiye 14.’sü, 2008-2009 öğretim yılında ise Türkiye 8.’si olan Esentepe İlköğretim Okulu başarı grafiğini yükseltmeye devam etti. Okul öncesi eğitimi ve 9'uncu sınıfa kadar olan ilköğretim eğitimi veren Esentepe İlköğretim Okulu, elde ettiği başarı oranıyla "Kitlesel Başarı"ya verdiği önemi bir kez daha ortaya koymuştur. Esentepe İlköğretim Okulu tüm öğrencilerine aynı özeni göstererek, bir çok eğitim kurumunun yaptığı gibi bir kaç öğrencinin başarısıyla ön plana çıkmak yerine bütün öğrencilerinin başarı grafiğini yükseltmeyi amaçlayarak "Kitlesel Başarı" sloganıyla eğitim dünyasında farkını ortaya koyuyor.
İnsan metabolizmasının en çok değişim yaşadığı dönem kuşkusuz oruç ayıdır. Doğru beslenildiği takdirde metabolizmadaki bu değişim ve oruç ayı vücuda ekstra fayda sağlayan bir döneme dönüştürülebilir. Oruçta vücuda sürekli besin alma işlemi duracağı, vücut fazla atıkları temizleyeceği ve depolarda birikmiş yağları yakacağı için vücut hem çok çalıştırılmayarak dinlendirilmiş hem de fazlalıklardan arındırılarak temizlenmiş olacaktır.
ORUÇ VÜCUDU TEMİZLİYOR
Canlı yaşamının devamı ve sağlığı için canlıların organizmasında oluşan bütün fiziksel ve kimyasal olayların hepsinin metabolizma olarak tanımlandığını belirten Anıt Hastanesi Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Büşra Dülgerler, oruç ayında insan metabolizmasının normalden çok farklı çalıştığını ifade etti. Metabolizma atıklarının dışkı ve idrar yoluyla, ter ve ağızdan çıkan buhar aracılığıyla dışarı atıldığını dile getiren Dülgerler, karaciğer, böbrek, deri veya akciğerlerin tembelliği sebebiyle bu atıkların dışarı atılamaması durumunda vücudun bu atıkları depolayacağını söyledi. Bu atık maddelerin besin, nefes ve su ile aldığımız maddelerle vücutta çevre kirliliği oluşturduğunu vurgulayan Dülgerler, metabolizmanın oruç tutulmayan dönemde vücuda alınan yeni besinleri işlemekle meşgul olduğunu ve bu işlem uzun sürdüğü için vücutta kalan atık maddeleri temizlemeye fırsat kalmadığını ancak sürekli yemek yemeye ara verildiği zaman vücuttaki atık maddelerin temizlenmesinin mümkün olabileceğinin altını çizdi. Vücudun toksinlerden arınma ve atıkları dışarı atma işlemine önem verilmemesi durumunda insan bedeninin yıpranacağını belirten Dülgerler, bu açıdan orucun vücudun temizlenmesi için büyük bir fırsat olduğunu söyledi. Oruç ayında 14-16 saatlik açlık metabolizması olumsuz sonuçlar meydana getiriyor gibi görünse de, vücudun bu sürede depolarını harcamaya başlayacağını vurgulayan Dülgerler, yağ yakılmasının mide ve karaciğer depolarında başladığını ve bu fazla olan yağın yakılmasının vücutta bir temizlik süreci oluşturduğunu kaydetti. Bu temizlik sonunda da sürekli sindirim yapan yani bağırsak gibi organların kendilerini dinlenmeye çektiğini dile getiren Dülgerler, bu dinlenmenin zaman zaman kabızlık tarzı şikayetlere sebep olabildiğini ifade etti. Dülgerler, temizlik için bu tarz kısa süreli şikayetlerin göz ardı edilebileceğini veya iftardan sonra hafif bir beslenme tarzıyla bu şikayetler azaltılabileceğini belirtti.
ORUÇ 3. HAFTA DA DAHA RAHAT TUTULUR
Oruç döneminde vücut oruca 2. hafta tamamlandıktan sonra alışırken oruç tutan kişilerin bu alışma süreci tamamlanıncaya kadar yaşadıkları sıkıntılı dönemi daha rahat atlatmaları için, oruç öncesi hazırlık yapmaları gerektiğini dile getiren Anıt Hastanesi Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Büşra Dülgerler, oruca başlamadan önceki birkaç gün hafif yiyecekler yemek, hayvansal proteinlerden uzak durmak, bol su içmek gerektiğini söyledi. Dülgerler, detoks yapmadan oruca başlayanların ilk 2 haftayı sıkıntılı geçirebileceklerini ancak 3. haftadan itibaren rahat bir dönemin başlayacağını kaydetti. Oruca başlamadan önce oruç tutanlara detoks yapmalarını yani daha az ve bol posalı besin tüketerek vücudu toksinlerden arındırmayı önerdiğini belirten Dülgerler, yiyeceklerine dikkat ederek daha hafif beslenen kişilerin oruca alışmasının çok daha kolay olacağını söyledi. Bedenin oruca 2. haftadan sonra daha rahat adapte olacağını ifade eden Dülgerler, vücudun bu süre içerisinde yeni öğün zamanlarına alışmış olacağını ve vücut hücrelerinin biriken atıkları temizleyebilmek adına zaman bulacağı için vücudun bu 2 haftada oruca ayak uydurma sürecini tamamlayacağını söyledi. Dülgerler, “sonuç itibariyle hem hücrelerden hem de yağ hücrelerinden metabolizma atıklarının fazla yükü alınmış ve hücrelerin yükünün hafiflemiş olacaktır” dedi.
Sağlık sektöründe 6 yıldır hizmet veren Özel Konya Anıt Hastanesi, bugüne kadar birçok hastaya sağlık hizmeti ulaştırmış olmanın haklı gururunu yaşıyor. Yurtdışında da çok sayıda hastayı sağlığına kavuşturan Anıt Hastanesi, 2-5 Haziran 2011 tarihleri arasında Hollanda’da gerçekleşen Multi Festijn fuarına katıldı.
Sağlık alanındaki gelişmeleri yakından takip ederek Konyalılarla buluşturan Anıt Hastanesi, yurtdışındaki ve diğer şehirlerdeki vatandaşlara da sağlık hizmeti ulaştırmak için çalışmalarını sürdürüyor. Yurtdışı hastaları için AGİS, Marm Assistance, Remed Assistance, Euro Center gibi sigorta ve kurumlarla anlaşmalı olan Anıt Hastanesi, Hollanda’da gurbetçilerle bir araya gelerek Anıt Hastanesi hakkında bilgilendirmede bulunuldu. Hastane Müdürü Hasibe Gümüş’ün de aralarında bulunduğu 4 kişilik bir ekiple dört gün boyunca kurulan stantta gurbetçilerle buluşan Anıt Hastanesi, Hollanda’da yaşayan Konyalı ve Karamanlı vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Hollanda’daki gurbetçiler güven duydukları hastaneleri tercih ettiklerini, Anıt Hastanesi’nin de kendileri için Hollanda’ya gelmesinden son derece memnun olduklarını belirttiler. Özellikle yaz döneminde yoğun bir şekilde gurbetçilere sağlık hizmeti veren Anıt Hastanesi, kendilerini tercih eden hastaların mutluluğu ve sağlığı için büyük bir özveri ve hassasiyet gösteriyor. Dört gün süren stantta Anıt Hastanesi hakkında hastaları bilgilendiren Anıt Hastanesi ekibi, Hollanda’da yoğun bir ilgiyle karşılanmış olmanın ve Anıt Hastanesi’nin Hollanda’da hemen hemen herkes tarafından tanınıyor olmasının haklı gururunu ve mutluluğunu yaşıyor.
Oruçta dinlenmeye çekilen metabolizma oruç sonrası dönemde daha aktif ve daha hızlı olarak çalışmaya başlar ve kişi kendini daha zinde hisseder. Ancak bu durum metabolizmanın daha hızlı çalıştığının göstergesi değildir. Bu nedenle bireyler sınırlar kaldırıldığı için herşeyi tüketmeye istekli olsalarda dikkatli olmaları gerekmektedir. çünkü mideye çok fazla yük bindiren yağlı ve şekerli besinler sınırsız olarak tüketelirse sindirim problemlerine ve rahatsızlıklarına , şişkinlik gaz , mide bulantısı gibi şikeyetlerin artmasına yol açar. Bu sebeple bol ara öğünlü ve bol posalı geçiş diyetleri uygulanması tavsiye edilir. Özellikle bayram süresince uygulanan bu geçiş diyetleri hem midenin gerilmesini engeller hem de bayram sonrası normal 3 ana 3 ara öğünlü beslenmeye hazırlık sağlar.
Bayram sabahı itibari ile normal kahvaltı mutlaka yapılmalıdır. Ara öğünlerde taze ve kuru meyveler ile domates, salatalık , yeşillik türevi sebzeler tüketelilerek bağırsakların çalışması sağlanmalıdır. Bayram içim özel olarak yapılan tatlılardan günlük 1 porsiyondan fazla tüketilmemelidir. Özellikle bayram şekeri 3-4 adetle sınırlandırılmalıdır. Ayrıca kahvaltıda veya aç karnına tüketilecek taze nane, taze zencefil midenin rhatlamısına yardımcı olacaktır. Tatlı tüketildikten sonra içilecek 1 bardak ayran ise mide rahatsızlıklarını minimum seviyeye indirmemize olanak sağlar.
Şeker hastalığı (diabetes mellitus) eski çağlardan beri bilinen, hayat boyu süren bir hastalıktır.
Vücutta çeşitli organların işleyisini etkilemesi ve bozmasının yanı sıra sosyal ve ekonomik yarattığı için de modern toplumun sosyal bir hastalığı olmuştur. Şeker hastalığı, pankreasta yapılan ve kan şekerini düşürücü bir işlevi olan insülin hormonunun yokluğu veya azlığı ya da etkisizliği sonucu oluşur. Kanda şeker (glikoz) seviyesi yükseldiğinde (örneğin yemeklerden sonra olduğu gibi) pankreastaki beta hücrelerinden insülin kana salınır.
Ramazan ayında oruç tutulması sebebiyle günlük öğün sayısı azaltıldığı ve beslenme alışkanlıklarında değişiklikler meydana geldiği için bayramda normal yeme düzenine geçişte daha fazla yemek yeme isteği oluşabilir. Bu durumda az öğünde çok yemek yerine az ve sık sık yemek yemek daha doğru olur. Oruç tutmak, metabolizmayı yavaşlatabildiği için bayramda alınacak fazla enerji kilo aldırabilir. Bu nedenle tatlı, çikolata ve şeker tüketimi abartılmamalıdır.
Bayramda tatlı tüketimi artacaktır. Tatlılar hacim olarak küçük olup az doygunluk veren yiyecekler olmasına karşın kalori oranları oldukça yüksektir. İkram edilen her tatlıyı tüketmemek, sütlü ve meyveli tatlıları tercih etmek daha doğrudur. Tatlı yerine çay, kahve veya meyve ikramı daha sağlıklı olacaktır. Tabi özellikle tansiyon hastalarının içilecek çay ve kahveye karşı dikkatli olması gereklidir. Bayramda diyabet (şeker) hastalarının kan şekerlerinin kontrolü zorlaşmakta ve yüksek şeker şikayeti ile hastanelere başvuran hasta sayısı artmaktadır. Diyabetik hastalar bayramda özellikle tatlıdan uzak durmalıdır. Şeker hastalığı bulunan kişilerin bayramda fazla şeker veya çikolata tüketmesi kan basıncının artmasına sebep olabilir ve bununla birlikte oluşabilecek birçok farklı rahatsızlığı ortaya çıkarabilir.
Normal şartlar altında birkaç günlük bayram süresince şeker, çikolata veya tatlı yemekle şeker hastası veya kalp hastası olunmaz. Ancak ailesinde bu tür hastalık bulunanlar, genetik olarak kalp ve şeker hastalığına yatkın olurlar. Bayramda yemeğe fazla yüklenilerek sindirim sisteminin yanı sıra kalp ve damar sisteminin zorlanması ve şeker tüketimi sebesbiyle genetik olarak yatkınlığı olan kişilerde şeker hastalığı ortaya çıkabilir. Bu yüzden şeker tüketiminden ve yemeklere aşırı yüklenmekten uzak durulmalı az az sık yemek yenilmeli, bayram misafirliklerinde şekerli gıdalar yerine meyve, asitli içecekler yerine de ayran tüketilmesi daha sağlıklı olacaktır.
Sağlık sektörüne Konya Cerrahi Dal Hastanesi adı altında adım atan Özel Konya Anıt Hastanesi yaklaşık 6 yıldır yükselen bir ivmeyle çalışmalarını sürdürüyor. Modern teknoloji ile hizmet kalitesini arttıran Anıt Hastanesi uzman kadrosunu genişleterek, Konya'nın en güvenilir ve en kapsamlı sağlık kuruluşu olmayı hedefliyor.
UZMAN KADRO ve MODERN TIBBİ BİRİMLER
Alanında uzman hekimleri, hemşireleri ve güler yüzlü personeli ile profesyonel sağlık kuralları çerçevesinde sağlık hizmeti veren Anıt Hastanesi, sürekli gelişen kadrosu ve hizmet anlayışıyla başarı çıtasını yükseltiyor. Anıt Hastanesi; Ameliyathane, Cerrahi Yoğun Bakım, Dahili Yoğun Bakım, Yeni Doğan Yoğun Bakım, Doğumhane, Endoskopi, Taş Kırma (ESWL), Renkli Doppler USG, Ultrasonografi, Bilgisayarlı Tomografi tanı bölümlerinden oluşan 11 ünite ve Genel Cerrahi, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Göz Hastalıları, Ortopedi ve Travmatoloji, Kulak Burun Boğaz, Üroloji, Dahiliye, Nöroloji, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Anestezi ve Reanimasyon, Radyoloji, Mikrobiyoloji, Diş, Diyetisyen ve Acil bölümünden oluşan 15 modern tedavi birimi ile insan sağlığına verdiği değer çerçevesinde görevini en iyi şekilde yerine getirmektedir.
AMAÇ: KALİTE
Tıbbi birimleri ve idari kadrosuyla medula entegrasyonunu ilk sağlayan hastane olma özelliği taşıyan Anıt Hastanesi, TSE-ISO-EN 9000, TSE-İSG-OHSAS TS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi ve Ç-E TSE-İSO-EN 14000 Çevre Yönetim Sistemi belgelerinin 3’üne sahip olarak kalitesini tescillemiştir. Kurulduğu günden beri kalitesini en üst seviyeye taşımak için üstün bir performans sergileyen Anıt Hastanesi, hastalarına en iyi sağlık hizmetini en düşük maliyetlerle ulaştırmak, verilen hizmeti modern tıbbi cihazlarla desteklemek, çalışan personelin ekip çalışmasını en üst seviyeye çıkartmak, hasta ve hasta yakınlarının memnuniyetini sağlamak amacıyla mevcut yapılanmasını sürekli geliştiriyor.
AGİS HASTALARININ GÜVENDİĞİ HASTANE
Anıt Hastanesi özel ve resmi kurum (SGK, Emekli Sandığı, Bağ-Kur, Devlet Memurları) mensubu hastalara sağlık hizmeti verme yelpazesini genişletme amacı doğrultusunda; TBMM, özel ve resmi bankaların yanı sıra, AGİS, Anadolu Sigorta, Axa Oyak, AK Sigorta, Remed Asisstance, Euro Center, İnter Partner Asisstance, Marm Assistance gibi birçok özel sigortaya sahip hastalara özel hastane kalitesi ve titizliğiyle hizmet ulaştırmaktadır. Anıt Hastanesi hasta memnuniyetine ve hasta sağlığına verdiği değer çerçevesinde tüm özel sigortalarda olduğu gibi AGİS hastalarının da en çok tercih ettiği hastane olmayı sürdürüyor. Yazın tatil keyfini Konya ve Karaman’da geçirmeyi tercih eden Konyalı ve Karamanlı gurbetçiler sağlık sorunlarına en kısa ve en doğru şekilde Anıt Hastanesi’nde çözüm buluyor. Hastaların sağlık kuruluşlarını tercih ederken öncelikle güven veren, güler yüzlü hizmet sunan hastaneleri tercih ettikleri bilinmektedir. Özellikle yurtdışından gelen hastalar Anıt Hastanesi’ni bir kez tercih ettikten sonra tekrar seçmeleri de bu güven ve samimiyetin en iyi göstergesidir.
6 BİN 780 AMELİYAT, 68 BİN 848 HASTA HİZMETİ
Konya ve çevresinde en çok tercih edilen hastaneler arasında yer alan Anıt Hastanesi 2010 yılı içerisinde 6 bin 780 ameliyat gerçekleştirirken, 68 bin 848 poliklinik hastasına hizmet verdi. Bu rakamlarla kalite ve başarısını bir kez daha kanıtlayan Anıt Hastanesi, tüm Türkiye'ye hizmet ulaştıracak bir sağlık kompleksi kurmayı planlamaktadır. Cerrahi ağırlıklı bir hastane olan Özel Konya Anıt Hastanesi özellikle Reflü, Hemoroid, Safra kesesi ameliyatlarında üstün başarı göstererek, cerrahi alandaki uzmanlığını yaptığı ameliyatlarla kanıtlamaktadır.